Giriş Yap

 
  •  Poroşenko, Trump ile telefonda görüştü 
  •  Ukrayna'da 2016'nın en popüler isimleri belli oldu 
  •  Can Yılmaz’ın TÜBİTAK tepkisi sosyal medyayı salladı! 
  •  Trump ilk telefon görüşmesini Netanyahu ile yaptı 

Türkiye'de mizah basını biz gülmeyi iyi biliriz...

Türkiye'de mizah basını biz gülmeyi iyi biliriz...
Türkiye'nin sanat ve kültür konusunda, uluslararası alanda at oynatabildiği en önemli alan mizahtır. Türkiye halkı, dünyanın en mizahsever halkıdır. Kanıt mı istiyorsunuz? Mizah dergilerinin toplam basın içindeki tiraj payında Türkiye dünya birincisidir."

Gerçekten rakamlar da Oğuz Aral'ın öne sürdüğü bu iddia ile, tam bir uyum halinde. Türkiye'de yayınlanmakta olan mizah dergisinin toplam satışı 700 bin civarında. Oysa, yalnızca bir tek günlük gazetenin (Sun gazetesinin) 5 milyon sattığı İngiltere'de topu topu 2 mizah dergisi çıkıyor ve 40'ar binden toplam 80 bin satıyor. Almanya'nın başlıca mizah dergisi olan Titanic'in satışı 80 binlere ancak ulaşabiliyor. Özetle, bütün dünyada mizah dergileri bir çöküşe, en azından buhrana sürüklenirken, Türkiye'de bu alanda büyük bir canlılık yaşanıyor.

Türk çizerleri yalnızca Türkiye'de değil, yurtdışında da önemli başarılar kazanıyor, açtıkları sergilerle büyük ilgi ve takdir topluyorlar. "Avrupa'da açtığım sergilere gösterilen ilgi, Avrupa'nın Türk mizahına karşı gösterdiği ilginin en somut delilidir" diyor Oğuz Aral ve şöyle sürdürüyor konuşmasını: "Avrupa'nın birçok yerinde, örneğin Almanya'da Kassel'de, Brüksel'de Ailende Salonunda, daha sonra Viyana'da, Hamburg'da, Bremen'de karikatür sergileri açtım. Kassel Üniversitesi'nde, İngiltere'de Cambridge Üniversitesi'nde Türk mizahı üzerine konferanslar verdim. İlgi o kadar büyüktü ki, Brüksel'de televizyon ve radyo geniş yer verdi. Sokakta zor gezer oldum. Bütün bu ülkelerde çok önemli dergilerde olayla ilgili yazılar çıktı. Kısacası, Avrupa şiş kebap ve Türk lokumu dışında Türkiye'ye ilişkin bir şey öğrendi. Yaşayan Türk kültürünün bir ürünü olan karikatürü tanıdı."

Türk mizahındaki bu canlılığın temelinde, zengin bir mizah geleneği ve birikiminin yattığı şüphesizdir. Çilekeş Anadolu halkı, neşesini olduğu kadar eleştiri ve isyanını da mizah yoluyla açığa vurmayı üslup haline getirmiş bir halktır. Timur'un fillerinin karşısına hemen Nasrettin Hocayı, halktan konuk Çelebi'nin karşısına Karagöz'ü, kaba softanın karşısına Bektaşi'yi çıkarmayı bilmiştir.

I. Meşrutiyete kadar hicivler, taşlamalar, fıkralar ve hikayelerle sözlü olarak süren mizah geleneği. Meşrutiyet'le birlikte yazılı hale dönüşmüş ve Türkiye'nin ilk mizah dergisi Diyojen'de yayına başlamıştır. Teodor, Kasap'ın yayınladığı bu dergiye başta Namık Kemal olmak üzere devrin birçok aydını katkıda bulunmuştur. Abdülhamit'in Meclis'i kapatmasından sonra başlayan 32 yıllık diktatörlük döneminde mizah dergisi yoktur. Şair Eşrefin ünlü hicivleri el altından kulaktan kulağa dolaşır. Bu suskunluk döneminde, İttihat Terakki, Avrupa’da Abdülhamit'e karşı geniş bir mizah kampanyası başlatır. Avrupa başkentlerinde hakkında en çok karikatür çizilen devlet başkanları konusunda bir döküm yapılsa, Abdülhamit'in mutlaka ilk üç içinde yer aldığı görülecektir. İkinci Meşrutiyet'in ilânından sonra 35 mizah dergisinin birden yayınlanmaya başlaması, Türk halkının mizaha düşkünlüğünü bir defa daha gösterir. Çoğunluğu bir iki sayı çıkabilen bu dergileri, hürriyet sevinci ile havaya fırlatılan Osmanlı feslerine benzetebiliriz.

Kurtuluş Savaşının mizah cephesinde iki dergi yer alır: İşgal güçlerini ve İstanbul hükümetini destekleyen "Aydede" ile Kurtuluş Savaşını destekleyen "Güleryüz", savaş yılları boyunca kıyasıya bir kavgayı sürdürürler. Cumhuriyetle başlayan zengin mizah dönemi, 1928'de Latin harflerine geçişle birlikte önemli bir kesintiye uğrar. Latin harfleriyle okumanın güçlükleri yüzünden, birçok dergi kapanır. Bu dönemin karikatürünün başkahramanı. Cemal Nad irin " Amcabey"idir. Amcabey, şapkası, ceket-pantolonu ile kılık ve şapka devrimlerinin sevimli tipi olmasını bilmiştir. Cumhuriyet toplumunun ilk karikatürlerini çizen Nadir, giyimde aşırılığa kaçan züppe, mantar topuklu tipleriyle de bu dönemin komiğini yakalamış olur.

II. Dünya Savaşı yıllarında karikatür, ilk defa uluslar arası bir dil durumuna yükselmiş ve Türkiye de bu alanda varlık göstermiştir. 1939-48 yılları arasında, 34 karikatür albümünün ve 38 fıkra kitabının yayınlandığı düşünülürse, savaş yıllarının mizah yoğunluğu daha iyi anlaşılacaktır. İstanbul basını, dünya savaşını iki olgun karikatürcü ile karşılamıştır: Cemal Nadir ve Ramiz. Alman ordularının Edirne'ye yığınak yaptığı o karanlık günlerde Cumhuriyet gazetesinde çizen Cemal Nadir, Hitler'e karşı çıkan ve halkını yüreklendiren tek fırçadır. Savaşı izleyen yıllarda. 1945- 50 döneminde çıkan Markopaşa Dergisi ise, tek partiden çok partili demokratik hayata geçiş için mücadele vermiş tir. 1960-70 yılları arasında durgunlaşan mizah, 1970 sonrasında yeni bir canlanmaya girmiştir. Bu canlanmanın en önemli etkenlerinden biri televizyonun yaygınlaşması ve mizahçılar için zengin bir malzeme kaynağı oluşturmasıdır. 1970 sonrası mizahının temel özelliği ise popülerleşmesi ve geniş kitlelere inmesidir. Daha önceki dönemlerde daha çok politikleşmiş bir kesime hitap eden; partiler arası çekişmeleri ve bürokrasiyi ana temel olarak işleyen karikatüristler, artık günlük hayatın küçük çelişkilerine ve insanlar arası ilişkilere yönelmiştir. En popüler kahramanlarını da bu alandan çıkarmıştır. Her gün hayranlarından sayısız mektup ve telefon alan, maceraları merakla izlenen bu çizgi kahramanların sayıları giderek artmakta ve mizah dünyamız yeni yeni tiplerle gün geçtikçe zenginleşmektedir.

Kaynak: Skylife
Yorum yap
Günün Videosu
Haberler
  • Son Dakika
  • En Çok Okunan
  • Yorumlayanlar
Yayın Takvimi
«    July 2019    »
MonTueWedThuFriSatSun
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031