Giriş Yap

 
  •  Poroşenko, Trump ile telefonda görüştü 
  •  Ukrayna'da 2016'nın en popüler isimleri belli oldu 
  •  Can Yılmaz’ın TÜBİTAK tepkisi sosyal medyayı salladı! 
  •  Trump ilk telefon görüşmesini Netanyahu ile yaptı 

Erdoğan’ın yeni danışmanı neler tavsiye edecek?

Erdoğan’ın yeni danışmanı neler tavsiye edecek?Türkiye, 15 Temmuz 2016’daki askeri darbe girişimi akabinde bütün medeni dünyanın gündemine oturdu. Darbe girişimindeki dramatik olaylara müteakiben Türk siyasetindeki gelişmelerden birisi gözden kaçtı bu ise; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 72 yaşındaki emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi'yi Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığı görevine getirmesiydi.

Tanrıverdi’nin danışman olarak atanması ilk olarak CNNTürk’te haber oldu, daha sonra Erdoğan’ın yakın çevresinden çoğunlukla gerçek çıkan bilgileri haberleri sosyal ağlarda paylaşan Türk fenomen Fuat Avni yaptığı paylaşımlarla konuyu gündeme getirdi.

Güvenilir bir haber kanalın haberleri akabinde yerli “Snowden” güvenlik ve savunma alanlarında faaliyet gösteren SADAT (Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. http://www.sadat.com.tr) kurucusu emekli general Adnan Tanrıverdi’nin Türkiye Cumhurbaşkanı’nın danışmanı olduğunu duyurdu.

https://twitter.com/fuatavni_f/status/748273005952929792

Bunun yanında Fuat Avni, SADAT’ın normal bir danışmanlık şirketi olmadığını Terörist Eğitim Organizasyonu gibi çalıştığını, yıllardır bünyesinde radikal tiplere askeri eğitim verdiğini belirtti. Fuat Avni’ye göre SADAT, iktidar partisinin gizli silahlı bir ordusu. Fuat Avni, SADAT kamplarında, İŞİD ve türevlerine gayrı nizami harp eğitimi verildiğini öne sürdü. SADAT’tan eğitim alan bu militanlar hâlihazırdaki IŞİD’in çekirdek kadrosunu oluşturuyor. Fuat Avni, kendi paylaşımlarında SADAT’ın AKP gençlik kolları ve Osmanlı Ocakları hareketini eğitiyor. Bu eğitimi alan kişiler cumhurbaşkanının açık bir şekilde Osmanlı ideallerini destekliyor. Avni’ye göre SADAT’ın faaliyetlerinin ana amacı gerektiğinde Kürtlere karşı ya ülkenin yöneten elit kesimin düşmanlarına karşı kullanmaya kullanılacak gizli silahlı birliklerin oluşturmak.

Her ne kadar Erdoğan’ın ofisinden Tanrıverdi’nin konumuna ilişkin resmi bir açıklama yapılmasa da generalin facebook sayfasında görevi Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın (https://www.facebook.com/Em.Tug.AdnanTanriverdi/) baş danışmanı olarak belirtiliyor.
Erdoğan’ın yeni danışmanı neler tavsiye edecek?
26 AĞUSTOS’TA SADAT YÖNETİMİ DEĞİŞTİ
Çiğdem Toker'in Cumhuriyet'te yayımlanan yazısı şöyle:

Emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi, geçenlerde Saray’a başdanışman olarak atandı malum. Tanrıverdi, kurulduğu 2012’den bu yana Sadat AŞ’nin yönetim kurulu başkanlığını yürütüyordu.

Daha önce ilgilenenler anımsar; Sadat, gayrinizami harp kursu sattığını; daha önemlisi şirketin sunduğu hizmetlerin Türk mevzuatı çerçevesinde tam karşılığı bulunmadığını kendi internet sitesinden ilan etmiş bir şirket.

Yönetim ve danışman kadrosunda, ASDER kurucusu eski TSK mensuplarının yanı sıra, öğretim üyeleri, gazeteciler yer alıyor.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Tanrıverdi’yle ilgili tasarrufu, şirketin görev dağılımında değişikliğe yol açmış. Bu değişimlerin izini, Ticaret Sicili gazetesinde görünce paylaşalım istedik.

26 Ağustos 2016 tarihli kayda göre Sadat yönetimi, 15 Ağustos’ta şu isimlerle toplanıyor: Adnan Tanrıverdi, Mehmet Zelka, Mehmet Naci Efe, Haluk Yıldırım, Ali Kamil Melih Tanrıverdi.

Yönetim kurulu, bu toplantıda Adnan Tanrıverdi’nin istifasını kabul ediyor. Başkanlığa Ali Kamil Melih Tanrıverdi’yi, başkan yardımcılığına da Prof. Mehmet Zelka’yı getiriyor. Yönetim kurulu üyeleri ise Mehmet Naci Efe, Haluk Yıldırım ve Adnan Tanrıverdi olarak belirleniyor.
Erdoğan’ın yeni danışmanı neler tavsiye edecek?
SADAT’IN MİSYONU NEDİR?
Daha önce faaliyetlerini basından uzak tutan Adnan Tanrıveri'nin 2012'de kurucusu olduğu SADAT Uluslararası Savunma Danışmanlık Şirketi, özellikle son dönemde Suriye savaşı bağlamında sıkça gündeme gelen bir kuruluş. Misyonu: 'İslam dünyasının dünya süper güçleri arasındaki yerini almasına yardımcı olmak'. Gayri nizami harp eğitimi veren şirkette eski TSK mensuplarının görev alıyor.

TANRIVERDİ İKTİDARA SORGUSUZ SUALSİZ BİAT ETTİ
Önde gelen bir askeri uzman olan Tanrıverdi, İslamcı duruşu ve iktidar partisinin sorgusuz sualsiz bir şekilde biat etmesi nedeniyle darbe girişimi öncesinde Fethullah Gülen’in üst düzey taraftarları tarafından saf dışı edilerek Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ihraç edildi. Şimdi ise Gülencilerin kökü kazındıktan sonra emekli generalin itibarı yeninde iade edildi.

İlk bakışta bütün bu olaylar Türkiye’nin karmaşık iç siyasetinde, rutin görev değişiklileri gibi gözüküyor ancak olayın perde arkası ise öyle göründüğü kadar basit değil. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın danışman olarak atadığı isimler Türk siyasetinin en tepesindeler hem iç siyasete, hem de dış siyasete aracısız direk bir biçimde müdahil olabiliyorlar. Erdoğan’ın, Türkiye anayasası ve devlet sistemini değiştirerek başkanlığı getirmek istemesiyle bu durum daha da önem kazanıyor. Türkiye’de başkanlık sistemine geçilmesi halinde yürütme de başkana geçeceği için Tanrıverdi’nin pozisyonuna daha da dikkatli bakmak gerekiyor.

TANRIVERDİ’NİN PLANLARI NE?
Tanrıverdi’nin siyasi görüşünü anlamak için öncelikle onun, 8 Nisan 2016 tarihinde başkanlığını yaptığı “Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneği” (ASSAM) politik merkezinin resmi sitesinde yayınladığı, “İslâm dünyası iç sorunlarını kendi gücüne dayanarak çözebilir” (http://www.assam.org.tr/konular/ortaklik-mevzuati/islam-dunyasi-ic-sorunlarini-kendi-gucune-dayanarak-cozebilir-8-nisan-2016.html) başlıklı yazına bakmak gerekir. İkinci olara ise SADAT’ın sitesinde Türkçe, İngilizce ve Arapça kuruluş misyonu ve faaliyetleri ile ilgili broşürlerini okumak yeterli.

Bu kaynakların analizi yapıldığı zaman ciddi bir düşünmeye sevk ediyor. Tanrıverdi’nin yazısını 16 Nisan 2016’da (http://www.yenisafak.com/en/world/islamic-world-can-solve-internal-problems-relying-on-its-own-strength-2451419) Yeni Şafak gazetesi yayımladı.

İşte o yazıdan kesitler:

Birleşmiş Milletler Teşkilâtına üye 193 Devlet’in 60’ını (Üye Sayısının %31’i) halkı Müslüman Ülkeler teşkil etmektedir.

7,145 milyarlık Dünya Nüfusunun 1,6 Milyar’ını (Dünya Nüfusunun %22,5’u) Müslüman Devletlerin insanları, 150 milyon Km2 olan dünya karalarının 19 milyon Km2’sini (Dünya Karalarının %12,8’i) de 60 İslâm Ülkesinin toprakları teşkil etmektedir.

İslâm Coğrafyası; kendi aralarındaki sınırlar yok sayıldığında oluşturdukları blok ile dünya adası olarak bilinen Asya, Avrupa ve Afrika Kıtalarının merkezinde bulunan; Dünyanın en büyük iç denizi konumundaki Akdeniz, Kızıl Deniz ve Karadeniz’in giriş kapıları sayılan Cebeli Tarık, Bab-El Mendeb, Çanakkale ve İstanbul boğazları ve Süveyş Kanalını kontrol eden; Atlas Okyanusu, Hint Okyanusu, Akdeniz, Karadeniz ve Hazar Denizine kıyıları olan; Asya, Avrupa ve Afrika Kıtalarına, Avrupa Birliği, Rusya, Hindistan ve Çin gibi süper güç sayılan Dünyanın büyük devletlerine kara ve denizden, Amerika Birleşik Devletlerine denizden sınır komşusu olan; Dünya kara, hava ve deniz ulaşım yollarının alternatifsiz merkezi olma imkânına sahip bulunan; Dünya petrol rezervlerinin % 55,5’ine, üretiminin % 45,6’sına, doğalgaz rezervlerinin % 64,1’ine, üretiminin % 33’üne[i], sahip olan; Jeopolitik konumu, ortak medeniyet değerleri ve tarihi birikimi ile imkân, gayret ve hedeflerini birleştirerek geleceğin süper gücü olmaya namzet potansiyel bir güce sahiptir.

Bu gün Emperyalist Küresel Güçler, Müslüman Devletlerin bünyesindeki etnik ve mezhepsel farklılıkları, kendi içlerindeki hainleri de kullanarak, tahrik ve örgütleyerek, eğitip, donatıp silahlandırıp birbirleri ile çarpıştırarak İslâm Dünyasına kirli ve sinsi "ASİMETRİK ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞINI" yaşatmaktadırlar.

İkinci Dünya Harbinin galibi, bu gün Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyinin Daimi üyesi durumunda olan ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin tarafından, dünyanın kendi ulusal çıkarları istikametinde ve kendileri tarafından yönetilmesine imkan verecek şekilde teşkil edilmiş olan BM Teşkilatından, İslâm coğrafyasındaki sorunların adil bir şekilde çözülmesini ümit etmenin, Müslüman Milletler açısından gafletin de ötesinde bir davranış biçimi olarak görülmesi gerekmektedir.
Suriye Barışı için yapılan Cenevre görüşmelerinin de; Uluslararası aktörlerin belirledikleri Suriye haritasını taraflara kabul ettirilme çalışması olduğu, bir gerçek olarak önümüzde bulunmaktadır.
Akıl almaz bu zulüm ve anarşi Afganistan, Suriye, Irak, Mısır, Libya, Somali ve Yemen'de yıllardır hüküm sürmekte, İslâm Dünyası kanayan bu yaralarını saramamakta, yaranın her geçen gün derinleşmesi için açık- kapalı teşviklerin sahibi ülkelere çözüm için bel bağlamaktadır.

60 İslâm Ülkesinin içinde bulunduğu kargaşadan kurtulup hak ettiği güce ulaşarak sahip oldukları toprakları ve dünyayı barış ve huzur beldesi haline getirmeleri, kendilerinin bir irade altında toplanması ile mümkündür.

İslâm tarihini, çağımızın adil devlet yönetim şekillerini, farklı medeniyetlerin ortak uygulamalarını, hukuk sistemlerini ve temel insan hak ve özgürlükleri sağlayan beynelmilel prensip ve uygulamaları bilimsel disiplin içinde araştırıp inceleyerek, İslâm Ülkelerinin bir irade altında toplanması için gerekli müesseseleri ve bu müesseselerin oluşup uyumlu çalışabilmeleri için bir mevzuatın oluşturulmasına, acilen ihtiyaç bulunmaktadır.

İslam Ülkeleri Kriz Çözüm Konfederasyonu kurulmalı, Konfederasyona Üye Ülkelerin Devlet Başkanları, Savunma Dışişleri ve Maliye Bakanları Konseyleri, uygun periyotlarda toplanarak Konfederasyon Parlamentosunun ve Ani Müdahale Gücü Komuta/Kontrol ve Merkezinin çalışmalarına yön ve ihtiyaçlarına cevap vermelidirler.
Konfederasyonun krizlerin taraflarına yaklaşımı yapıcı, barışçı, hakkaniyetli, temel insan hak ve özgürlüklerine tam saygılı, birleştirici, sosyal dokuyu koruyucu, yardım edici ve gerektiğinde de zorlayıcı olmalıdır.
İslâm Dünyası böyle bir Konfederasyona sahip olabilseydi, Mısır, Tunus, Libya, Yemen ve Suriye Devrimleri olmadan, Irak ABD tarafından işgal edilmeden, bu ülkeler kargaşa ortamına girmeden ve yıkılıp harabeye çevrilmeden adil bir yönetim şekline döndürülebilirlerdi.
Zaman geçmiş değildir.

Riyad toplantıları ve Suriye Sorununun çözümü için alınan kararlara süreklilik kazandırılmalıdır.
Sadece İslâm Dünyasında değil tüm dünyada huzurun hâkim olması, bir irade altında toplanarak “İslâm Ülkeleri Konfederasyonu”nun gerçekleşmesi ile mümkün olabilecektir.

İSLÂM BİRLİĞİ TASAVVURU
İslâm İşbirliği Teşkilatı (İİT) daha aktif hale getirilmelidir.
Bağlı Kuruluşlar arasına “Müslüman Devletler Savunma Bakanları Konferansı”, Komiteler arasına da “Savunma İşbirliği Daimi Komitesi” ve “Savunma Sanayii İşbirliği Daimi Komitesi” dâhil edilmelidir.

Öncelikle;
Yetkisi, imkânları, gücü, yapısı anayasa, yasa ve tüzüklerle belirtilmiş, 60 İslâm Ülkesinin Ortak iradesinin temsil edildiği “İslâm Ülkeleri Parlamentosu”nun daimi olarak teşekkül ettirilerek “İslâm Ülkeleri Konfederasyonu” oluşturulmalıdır.

Sonra;
İslâm Ülkeleri Konfederasyonunun, devletlerin asli görev alanları olan, adalet, güvenlik (iç ve dış) ve müşterek dış politika usul, esas ve prensiplerini belirleme çalışmaları sürdürülürken, etnik ve coğrafi bakımdan yakın İslam Devletlerinin ortak iradelerinin temsil edildiği “Bölgesel İslâm Ülkeleri Parlamentoları” oluşturulmalıdır

İslam Ülkeleri, Jeopolitik konumları ve ırkî bağları dikkate alınarak; Mutasavver Bölgesel İslam Devletleri
Müslüman Ortadoğu Arap Devletleri Birliği; (Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Filistin, Irak, Katar, Kuveyt, Lübnan, Suriye, Suudi Arabistan, Umman, Ürdün,Yemen),
Müslüman Ortaasya Türk Devletleri Birliği; (Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Özbekistan, Tacikistan, Türkiye, Türkmenistan),
Müslüman Yakın Doğu Devletleri Birliği; (Afganistan, Bangladeş, İran, Pakistan),
Müslüman Uzak Doğu Devletleri Birliği; (Burma, Endonezya, Malezya),
Müslüman Kuzey Afrika Devletleri Birliği; (Cezayir, Fas, Libya, Mısır, Tunus),
Müslüman Okyanus Havzası Afrika Devletleri Birliği; (Batı Sahra, Benin, Burkina Faso, Çad, Fildişi Kıyısı, Gabon, Gambiya, Gine, Gine Bissau, Guyana, Kamerun, Mali, Moritanya, Nijer, Nijerya, Senegal, Sierra Leone, Sirunam),
Müslüman Kızıl Deniz Havzası Afrika Devletleri Birliği; (Cibuti, Eritre, Komor, Mozambik, Somali, Sudan),
Müslüman Avrupa Devletleri Birliği; (Bosna, Makedonya, Kosova)
Olarak bir araya getirilmeli, öncelikle birbirine komşu olanlar arasında saldırmazlık anlaşmaları, sonra da Savunma İşbirliği Anlaşmaları oluşturulmalıdır.
Bölgesel Birliklere mensup devletler, federatif bir yapı ile; Bölgesel Birlikleri de konfederatif bir yapı ile birleştirerek, İslâm Birliği hedeflenmeli ve çalışmalar bu hedefi elde edecek şekilde yönlendirilmelidir.

Müteakiben;
“Bölgesel İslâm Konfederasyonları”nın merkezî yönetimleri güçlendirilerek Federasyonlara dönüşmesi ve her birinin “İslâm Ülkeleri Birliğine” Konfedere Birlik olarak bağlanması sağlanmalıdır.

Nihai olarak da;
Merkezî müşterek iradenin “İslâm Ülkeleri Konfederasyonu Parlamentosu”nda, bölgesel oluşumların müşterek iradelerinin de “Bölgesel İslâm Ülkeleri Federasyon Parlamentoları”nda temsil edilmeli,
Parlamentolara bağlı “icra organları” oluşturulmalı
Merkezi ve bölgesel icra organlarının kontrolünde “Adalet Divanları” ve Adalet Divanlarının kararlarının uygulanmasını sağlayacak, “Ani Müdahale Kuvvetleri" kurulmalı;
“Asayiş ve İç Güvenliğin” temini için ortak bir teşkilâtlanma yapılmalı,
Dış güvenliğin sağlanması için “Savunma Sanayi Üretimi İşbirliği” oluşturulmalı ve “Savunma İttifakı” organize edilmeli,
“Ortak dış politikaların” belirlenmesi ve uygulanması için uygun teşkilât kurulmalı,
“Ekonomik işbirliği” sağlanmalı,
İslâm Ülkeleri Konfederasyonu için ve Bölgesel İslâm Ülkeleri Federasyonları için “İnsan Hakları” ve “Ceza Mahkemeleri”nden oluşan bağımsız “yargı sistemi” oluşturulmalıdır.

Ufkumuz böyle olursa, Müslüman milletlere bu gün yönelen tecavüzleri de aktif bir şekilde önleyebiliriz.



GAYRİMÜSLİMLERİN HAKLARI İLE İLGİLİ TEK KELİME YOK
Tanrıverdi’nin programında Müslüman ülkelerin, gayrimüslim nüfusunun haklarının korunması hususunda tek kelime dahi geçmiyor. Yani evrensel değerlerin ve insan hakların karşılığına ise sadece dini aidiyet köşe başına oturtuluyor. Makaleyi okurken yazarın, Balkan ülkelerine de İslam ülkesi demesi Makedonya nasıl İslam ülkesi oluyor? Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kurmayı hayal ettiği konfederasyona dâhil ediyor. Tacikistan’ı da Türk Cumhuriyeti sayıyor bunun gibi gerçeklikten uzak birçok nokta bulunuyor.

Bunun yanında Tanrıverdi, çok farklı İslam ülkeleri var yönetim olarak, krallık, cumhuriyet, laik gibi birbirlerinden farklılıklar arz ediyor ve Tanrıverdi’nin, Sünni ve Şiiler arasındaki ihtilafları nasıl çözeceği de meçhul. Örnek olarak Rusya’da da büyük bir kitle İslam’ı kabul etmiş durumda. Buna rağmen Tanrıverdi’nin tezine göre Rusya, BM’de dünya çapında güç olarak adlandırılıyor ve ABD’nin yanı sıra diğer dış güçlerle dünyayı yönetiyor ama İslam’ı devletlerin sorunlarına çözüm üretemiyor. Netice olarak hiçbir şekilde terörün beslendiği kaynakların kurutulması ve dinler arası düşmanlığın bitmesi konusunda hiçbir çözüm vaat etmiyor. Özetle Erdoğan’ın yeni başdanışmanın dünya görüşü ve değerleri bütün Müslümanların sorunlarının sorumlusu Hıristiyan batı dünyası ve tek kurtuluş çaresi bütün İslami mezheplerin tek İslam bayrağı altında birleşmesi.

Makalede tabii ki açık bir şekilde batı ile kaba kuvvetle mücadele çağrısı yok olamaz da. Aynı zamanda açık bir suçlama adresi, direk bir kesim hedef gösterilmiyor ve mevcut dünya düzeni kabul edilmiyor. İstinat noktası din olan bu fikirlerle bir birlik kurulması ise nerdeyse imkânsız.

SADAT’ın yayımladığı broşürlerde de ciddi ölçüde sorular karşımıza çıkıyor. Yeterince hacimli bu dokümanlarda yukarıda belirttiğiz hususlar en ince detaylarına kadar yer alıyor. Örneğin, Hırvatistan Savaşı ve Bosna Savaşı'nı sona erdiren 14 Aralık 1995 tarihinde imzalanan Dayton Anlaşması kritiğe tabi tutuluyor bu anlaşmanın siyasi baskılar ve eşit olmayan savaş şartları imzalandığı öne sürülüyor.

Broşürdeki hedeflere ulaşmanın yolları ise şu şekilde anlatılıyor: Dünya güç merkezleri arasında kendilerine uygun yeri almak, ihtiyaç duyulan alanlarda hizmet vermek, Haçlı zihniyetindeki sömürgeci ülkelere muhtaç olunmasını engellemek, İslam Ülkeleri arasında Savunma Sanayii ve Savunma işbirliği ortamı oluşmasına yardımcı olmak ve İslam İttifakına hizmet etmek amacıyla, SADAT Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi kurulmuştur.
Erdoğan’ın yeni danışmanı neler tavsiye edecek?
SADAT’ın hizmetleri arasında, militan yetiştirme, silahlı kuvvetler, gizli harekâtlar, özel operasyonlara uzmana elaman eğitme bulunuyor. SADAT her türlü savaş silah ve araç gereçlerini teknik silahların sağlanmasını da temin etmeyi garanti ediyor. Gizli savaş taktiği yapabilecek yıkıcı gurupların yanı sıra hatta askeri pilot dahi eğitebiliyor. . SADAT, askeri ve "iç güvenlik" yani "terörle mücadele" alanında danışmanlık ve eğitim hizmeti veriyor. Askeri ve güvenlik alanında pek çok eğitimi veren şirketin, kursları arasında "Gayri Nizamı Harp" ve "Keskin Nişancılık" gibi başlıklar da dikkat çekiyor. "Kara Harekâtı", "Keskin Nişancılık", "Koruma", "Tahrip", "Gayri Nizami Harp", "İleri Tek Er Muharebe", "Topçu ve Havan İleri Gözetleyicilik", "Tank / Zırhlı Araç Avcılığı", “Askeri Pilot” gibi kurs eğitim paketleri bulunuyor.

Şirketin "Gayri Nizami Harp Kursu Eğitim Paketi" kapsamında, "Gayri Nizami Harp teşkilatlanması ve bu teşkilatın unsurlarının pusu, baskın, yol kapaması, tahrip, sabotaj ve kurtarma-kaçırma harekâtları ile bu harekâtlara karşı koyma faaliyetlerinin eğitimini" verdiği anlatılıyor. Şirketin bu kurs kapsamında verdiği dersler arasında, "istihbarat", "gerilla harekâtı", "kurtarma-kaçırma harekâtı", "özel kuvvetler harekâtı", "psikolojik harp" dikkat çekiyor.

Bu kurs sonucunda "kazandırılacak kabiliyetler" başlığı altında da şunlar sayılıyor: "Kursiyerler, GNH Kursları sonucunda; Başta psikolojik harp ve harekat olmak üzere, Sabotaj, Baskın, Pusu, Tahrip, Suikast, Kurtarma ve kaçırma, Tedhiş, Sokak hareketleri türü eylemlerde ve gizli etkinliklerden oluşan harekat teknikleri, imkân ve kabiliyetine ulaştırılır ve yapılacak test ve değerlendirmelerde başarılı olanlara GNH Uzmanlığı Sertifika verilir."
Erdoğan’ın yeni danışmanı neler tavsiye edecek?
İslam ülkelerine çağrıda bulunan Tanrıverdi, “Filistin’e birer tank, uçak, denizaltı ve ordusunun eğitimine yardım ettiği takdirde o zaman onlar İsrail saldırganlara koyabilecektir. Kudüs’ün Müslümanlar için kutsal bir şehirdir kurtarılmalıdır ve küresel çapta Batı hegemonyasına son verilmelidir” diyor.

Türkiye’de çok sayıda emekli ordu mensubu mevcut, bu askerler emekli olduktan sonra farklı danışmanlık, iş projeleri, siyasi analiz merkezlerinde istihdam ediliyor. Bu çok iyi askeri eğitim almış ve yabancı dil bilen insanlar ya ABD ya da İngiltere’deki NATO kolejlerinde eğitim almış durumda ancak dünyaya aşırı bir bakış ile bakan emekli tuğgeneral Tanrıverdi bunun istinası durumunda.

Umulur ki Tanrıverdi’nin cumhurbaşkanlığı baş danışmanı olarak atanması Türkiye’nin güvenlik ve savunma alanındaki dış siyasetini kökten değişmesine neden olmaz. En azından şimdiki Türk yönetiminin ifadeleri ve üst düzey görüşmeleri, Türkiye’nin hala NATO’nun sadık ve önemli bir üyesi olduğunu, kilit müttefiklerle ortak değerleri korumaktan yana olduğunu gösteriyor.

Yine de çok ilginç Diyanet İşleri Başkanlığı’nın (Türkiye’nin bakanlıkları ve resmi kurumları arasında bu kurumun bütçesi üçüncü sırada ve açık ara eğitim, sağlık, sanayi ve teknoloji bakanlıklarının önünde) resmi verilerine göre son 10 yılda Türkiye’de yaklaşık 9 bin cami inşa edildi böylelikle Türkiye’de camilerin sayısı 85 bine (Türkiye’de 67 bin okul bulunuyor) ulaştı. Yeni Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bünyesinde (Ak-Saray) 3 bin kişilik cami yapıldı. İstanbul’da Çamlıca tepesinde İslam dünyasının incisi diye adlandırılan 50 bin kişilik 6 minareli dev bir caminin de inşaatı sona yaklaşıyor. Öte yandan 15 Temmuz darbe girişimi akabinde Erdoğan’a muhalif 2 bin 99 özel okul, öğrenci yurdu ve üniversite kapatıldı.

© Vector News Türkçe | По Русски
Yorum yap
Günün Videosu
Haberler
  • Son Dakika
  • En Çok Okunan
  • Yorumlayanlar
Yayın Takvimi
«    August 2020    »
MonTueWedThuFriSatSun
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31