Giriş Yap

 
  •  Poroşenko, Trump ile telefonda görüştü 
  •  Ukrayna'da 2016'nın en popüler isimleri belli oldu 
  •  Can Yılmaz’ın TÜBİTAK tepkisi sosyal medyayı salladı! 
  •  Trump ilk telefon görüşmesini Netanyahu ile yaptı 

Doğu ekspresi. Neden Ukrayna Türkiye ile ilişki konusunda her zaman geride kalıyor?

Doğu ekspresi. Neden Ukrayna Türkiye ile ilişki konusunda her zaman geride kalıyor? Ukrayna-Türkiye ilişkileri çok eski zamanlara kadar uzanıyor: Hmelnitski ve Doroşenko’nun Bab-ı Ali ile ittifaka girdiği zamanlardan bu yana. Sonradan Ukrayna Halk Cumhuriyeti zamanlarında çok sıkı diplomatik bağlar kuruldu. Çünkü Türkiye, Ukrayna’yı bağımsız ve egemen bir devlet olarak kabul ederek 9 Şubat 1918 tarihinde Brest Litovsk Barış Anlaşmasını imzalamıştı. 22 Ağustos 1918 tarihinde ise Türkiye bu anlaşmayı onayladı. Fakat Sovyet Birliği zamanlarında Türkler Ukrayna ile arkadaş olmaktan ziyade düşman kalıyorlardı (ülke – NATO üyesi). Ama 1990’lı yılların başında her şey kökünden değişebilirdi – Ankara, Kiev ile diplomatik bağ kurmakla yetinmeyip potansiyel ortağı hakkında mümkün olduğu kadar her şeyi öğrenmek istiyordu. Özel Olgu Kurulu bizi ziyaret ettikten sonra şimdi Ukraynalılardan ne bekleyebiliriz? Onlar nereye gidiyorlar?

İlk başta uluslararası ve bölgesel kuruluşlar çerçevesinde gerçekleştirilen siyasi diyalog ve işbirliği, ülkemizin etkili ve güvenilir bir müttefik edindiğine bir ümit veriyordu. Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü çerçevesinde işbirliği bunun göstergesi oldu. Türkiye bu örgütün düzenleyicisi olurken Ukrayna bu örgütün uluslararası yapıya dönüşmesinde başlatıcı oldu. BM ve diğer uluslararası kuruluşlar çerçevesinde girişimler destekleniyordu. Ankara, Kiev’i Rusya’nın yayılma niyetlerini engelleyebilecek müttefik olarak algılıyordu. Çünkü SSBC’nin dağılmasından sonra on yıl boyunca RF ve Türkiye arasındaki ilişkileri sürekli duruma göre değişip gerginlik ve hemen hemen siyasi diyaloğun yokluğuyla değerlendirebiliriz. Fakat ilan edilmiş girişimlerin uygulanması konusunda Ukrayna’nın pasifliği, ülkenin içindeki iktidar dallarının anlaşmazlığı, ilan edilmiş dış politik yönelim vektörlerinin değişmesi, ekonominin gerilemesi, bölgesel gelişimin gündemde olan sorunlarının çözülmesine zayıf katılım gibi sıkıntılar, Ukrayna’ya hareketleri ve kararları tahmin edilemeyen ülke imajını verip Türkiye’nin Rusya ile işbirliği kurmaya yönelmesini sağlamıştı.
Türkiye hakkında sadece ticari ilişkilerin canlandırılması çerçevesinde konuşmaya başladılar. O da dillere destan olan ‘bavul ticareti’ düzeyinde konuşuluyordu. Zamanla ise Türkiye tatil yapabileceğiniz ‘her şey dahil cennete’ dönüştü.

Ve bunca zaman Kiev resmi olarak Ankara’yı sonraya bırakıyordu. Yani ‘komşular iyi kalpli ama öncellikle Washington ve Brüksel’i ziyaret etmemiz lazım’. Türkiye’de Ukrayna Kültür Günleri’nin resmi düzeyde Eylül 2013 tarihinde gerçekleştirildiğini göze alırsak daha ne söyleyebiliriz ki? Eski Osmanlı İmparatorluğu’nun binlerce sakini toprağımızda yaşarken ve üniversitelerde Türk dili aktif bir şekilde öğrenilirken Ukrayna’da Türkiye Kültür Günleri bugüne kadar düzenlenmedi!

Geçen sene Ukrayna’nın Türkiye’yi hem eski hem de yeni diplomatik ortağı olarak kabul etmesi dönüm noktası oldu. Türkiye’nin ortak düşmanımız olan Rusya Federasyonu ile ilişkilerinin aniden gerginleşmesi, Türk İş Dünyasının piyasamıza yönelmesi, ‘Türkiye ile ilişki konusunda yükseliş yapacağımıza’ dair Petro Poroşenko’nun vaadi gibi olaylar ‘Nihayet oldu. Şimdi Ukrayna’nın Türkiye’nin kilit ortağı olma şansı var’ düşüncesine itiyor. Fakat her şey lafta kalıyor. Daha Aralık 2015 tarihinde ilan edilmiş Cumhurbaşkanımızın Türkiye ziyareti gerçekleşmedi, savaş-teknik işbirliği konusunda bir gelişme yok, ekstra yatırım teklifleri yapılmadı. Evet, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Kiev’e geldi, hatta Hükümetlerimiz 50 milyon dolarlık kredi hakkında da anlaştılar, fakat bence Ukraynalı siyasetçiler 20 yıl önce yaptıkları hatayı tekrardan yapmaktadırlar.

Neden Ukrayna Türkiye Cumhuriyeti ile yoğun diyaloğu hala ihmal ediyor? Ülkelerimiz arasındaki ilişkileri pekiştirmek üzere yeni mali, dış politik ve yatırım fonuna ait temeller var mı? Türkiye’nin resmi iktidarı kendi toprağı, Kırım’ı geri almayı düşünüyor muydu?

Doğu ekspresi. Neden Ukrayna Türkiye ile ilişki konusunda her zaman geride kalıyor? Bütün bunlardan, bağımsızlık zamanlarında ilk Ukraynalı üst düzey diplomat olan Türkiye’deki Olağanüstü ve Tam Yetkili Büyükelçisi Sayın Igor Turyanskiy ile konuşma esnasında bahsettik.
- İgor Bey, Ukrayna-Türkiye ilişkilerinin nasıl oluşturulduğunu hatırlar mısınız? Vatan diplomasisinin ilk adımları nasıldı? Biraz bahseder misiniz?
- Ukrayna diplomasisi için çok yoğun zamanlardı çünkü hemen hemen bütün ülkelerle bir bağ kuruluyordu. Üstelik o zamanlarda Ukrayna devletlerarası düzeyde sadece Uluslararası Kuruluşlarda tanıtıldı. Kalan şeyler ise SSBC himayesi altındaydı. Görevin kendisi benim için bir sürprizdi. Fakat buna rağmen Büyükelçi görevini alan bağımsız Ukrayna’nın ilk kariyer diplomatı oldum (daha önce Profesör Oleg Belorus ABD’ye, muhalif Lev Lukyanenko Kanada’ya Büyükelçi olarak görevlendirildiler, bunun dışında diğer diplomatik olmayan görevler de verildi – Editör notu). Kısacası Türkiye ile ilk bağ kurmak ne kadar zor olsa da o kadar da ilginçti. Bir örnek vermek gerekirse: görevlendirildikten sonra Büyükelçilikte çalışmak için Türkçesi iyi olan insanı aylarca aradım. Fakat şimdiki durumla kıyaslarsak mesela Mart 2016 tarihinde Ukrayna’da 14. Türkçe Olimpiyatları düzenlenecek. Türkiye’nin en başta Ukraynalı Büyükelçinin Türkiye’de bulunmasına olumlu bakması bizim için çok önemlidir. Çünkü o zamanlarda bir yıldan fazla Türkiye Cumhuriyeti Kiev Büyükelçiliği çalışıyordu (özellikle Türkiye Büyükelçisi, Ukrayna Diplomatik Binasının başkanı oldu, ‘eşit olanlardan ilk sıraya gelmeyi başardı’, - Editör notu). Böyle bakarsak Ankara’da bulunduğum dört yıl boyunca işbirliğinin farklı sektörlerinde 30 civarında ikili anlaşma imzalandı.

- Bu şekilde Türkiye’nin Ukrayna’yı algılamasının gayet olumlu olduğunu görüyoruz. Fakat Türkiye’nin en büyük ticari ortağı olamadık. O zamanlarda ve şimdi buna engel ne olabilir?
- Türkiye Cumhuriyeti o zamanki Cumhurbaşkanı olan Turgut Özal’a itimatnamesini verirken aramızda yüz yüze konuşma oldu. Protokol gereğince bu konuşma büyük olmayacaktı fakat Sayın Turgut Bey, dediklerine dayanarak hoş olmayan sorular bana sormak istediği için konuşma biraz uzadı. Ben de o zaman bu konuşmanın klişe olan selamların ve Büyükelçiye hayırlı işler dilemelerin çerçevesini aştığını anladım. Turgut Özal’ın ilgisini şu sorular çekti: 1) Neden 1917-1918 yıllarında Ukrayna kendi bağımsızlığını korumadı? 2) 1932-1933 yıllarında olan Kıtlığın sebepleri nelerdir? 3) Neden özellikle Ukrayna ve Beyaz Rusya BM üyesi oldular? Bütün bunlara cevap vermek benim için gayet kolaydı. Fakat bütün bunlar Sayın Turgut Özal’ın asıl merak ettiği soruya götürüyorlardı: ‘Neden bunca yıl çile çektikten sonra bu kadar istediğiniz bağımsızlığı elde etmenize rağmen Ukrayna hala uyumaktadır?’ Maalesef bu soruyu ben de bugünlerde Ukrayna-Türkiye ilişkilerinin gelişmesini sağlamak için çalışan yetkililere gönderiyorum. Türkiye her zaman işbirliği sunuyordu, fakat Ukrayna buna her hangi tepki vermiyordu. Bugün 50 milyon dolarlık krediden bahsediyoruz ama 1933 yılında ülkede Türk parasının açığı olmasına rağmen Türkiye yine de avantajlı şartlarda bize mali yardım sunuyordu (düşük faize 25 yıl süre ile aşağı yukarı aynı fiyattan bahsediyorlardı). Türkiye’nin Temsilcileri beni ‘ geri odemeyeceğinizden korkmayın, biz size her zaman anlayış göstereceğiz siz de o sırada kendi ekominizi yükseltirsiniz’ sözleriyle desteklemeye çalışıyorlardı. Sizce sonradan ne oldu? Türkiye’nin bu teklifini Ukrayna hariç Sovyet zamanlarından sonra kurulan tüm Cumhuriyetler kabul etti. Türk ortaklarımız savaş potansiyelinin gelişmesine dair pozisyonumuzu pek anlamadılar. Anakra’da bana ‘Bu şekilde kendi ordunuza davranmaya devam edersiniz kendi bağımsızlığınızı kaybedersiniz. Biz de geçmişteki kendi acı tecrübelerimize dayanarak bağımsızlığı geri kazanma şansının sadece 500-600 yıl sonra olabileceğini biliyoruz’ diye söyledi. Bizim askerlerimiz o zamanlarda bu tavsiyelere pek kulak asmıyorlardı. Ben ise anca bugün farkına vardığım uyarıların o zamanlarda notunu alıyordum. 1993 yılında Türkiye’deki RF Büyükelçisi bana şunları söyledi: ‘Ne zaman bilmiyorum ama Sovyet Birliğini tekrardan kuracağız. Belki de başka şekilde. Bizim için önemli olan ‘Ukrayna’yı elde etmek’tir. Ondan sonra bütün Cumhuriyetler bize sürüklenerek gelecekeler.’
Yorum yap
Günün Videosu
Haberler
  • Son Dakika
  • En Çok Okunan
  • Yorumlayanlar
Yayın Takvimi
«    July 2019    »
MonTueWedThuFriSatSun
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031