Giriş Yap

 
  •  Poroşenko, Trump ile telefonda görüştü 
  •  Ukrayna'da 2016'nın en popüler isimleri belli oldu 
  •  Can Yılmaz’ın TÜBİTAK tepkisi sosyal medyayı salladı! 
  •  Trump ilk telefon görüşmesini Netanyahu ile yaptı 

Rusya ve Türkiye’nin yakınlaşması Batı’da kaygı uyandırıyor

Rusya ve Türkiye’nin yakınlaşması Batı’da kaygı uyandırıyorEski Zaman Gazetesi'nin Brüksel Temsilcisi Selçuk Gültaşlı, son dönemdeki Türkiye-Avrupa-Rusya ilişkileri Haberrus için, değerlendirdi.

Selçuk Gültaşlı şunları söyledi:

"Türkiye'de 2010-2011 yıllarında Ak Parti, Tayyip Erdoğan, Bülent Arınç gibi insanlar, Brüksel'de "sessiz devrim" denilen çok büyük bir devrim yaptı. Fakat 2010-2011’den sonra bütün bu kazanımlar elimizden gittiği gibi Türkiye de geriye gitti. Fransa merkezli Sınır Tanımayan Gazeteciler Derneği’nin basın hürriyeti raporuna göre Türkiye 180 ülke arasında 151’inci sırada. Türkiye’de Gazetecilerin yüzde 30’u işini kaybetmiş durumda. Darbeden sonra Türkiye’de 189 tane basın-yayın kurumu, televizyon, gazete kapanmış durumda. Dolayısıyla basın ve ifade hürriyetinden konuşmak artık mümkün değil. AB Komisyonu raporuna bakarsanız yargı artık bağımsız değil, kuvvetler ayrılığı yok. Meclis artık sadece bir damga vazifesi görüyor. Bir de 16 Nisan'da anayasa değişikliği kabul edilirse çok büyük bir başkanlık sistemi gelecek ama bu başkanlık sisteminin demokratik sistemlerde eşi ve benzeri yok. Bu başkanlık sisteminde bizim check&balance dediğimiz denge-fren sistemi neredeyse yok. Yani seçilen başkan istediğini yapabiliyor olacak. Bu sistemlere de biz demokrasi demiyoruz. Dolayısıyla Türkiye ile ilgili, maalesef, çok ümitli olamıyoruz, çok üzücü."

"SORUNLARDAN AB’Yİ SORUMLU TUTMAMIZ DOĞRU VE AHLAKİ OLMAZ"
Gültaşlı: " Avrupa Birliği’ni suçlamamız, bütün sorunlardan AB’yi sorumlu tutmamız doğru ve ahlaki olmaz, adil de olmaz. Churchill’in meşhur lafıdır: Ebedi birlikler, ebedi dostluklar olmaz, ebedi menfaatler vardır. AB de menfaatlerini takip ediyor Türkiye ile. Avrupa’nın masasında şu anda Türkiye ile olan mülteciler anlaşması var. Türkiye’ye, “sen mültecileri kendi ülkende tut, biz sana para vereceğiz, sesimizi keseceğiz, Türkiye’de ne yaptığına karışmayacağız, eleştirmeyeceğiz, yeter ki bu mültecileri bize gönderme” diyor." dedi.

Gültaşlı sözlerine şöyle devam etti, "AB, bu mülteci anlaşmasının işlemesini istiyor. Dolayısıyla Merkel konuşmuyor, komisyon konuşmuyor, konsey de konuşmuyor. AB Parlamentosu bir şeyler söylüyor ama AB kendi değerlerine, kendi ilkelerine maalesef sahip çıkmıyor. Bir manada da kendi değer ve ilkelerine ihanet ediyor. Bunu Avrupalıların kendileri de söylüyor. Akil insanları, entelektüelleri, yazarları AB’nin Türkiye ile ilişkisinin bir üye olmaya namzet bir ülkeden ziyade tamamen bir menfaat ilişkisi üzerinde yürüdüğünü söylüyorlar. Maalesef durum budur, menfaatler."

AB'NİN BOŞLUĞUNU RUSYA DOLDURUYOR
Türkiye'nin, Rusya’ya göre batılı kurumlarla çok daha içli dışlı olduğunu hatırlatan Gültaşlı, Türkiye'nin 1952’den beri NATO üyesi olduğunu, Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi ve AB’ye üye olmaya çalışan bir ülke olduğunu söyledi. Gültaşlı, "Oradan gelecek tepkiler, tavırlar çok önemlidir. Türkiye’nin kurucu üyesi olduğu Avrupa Konseyi’nin de sesi çok fazla çıkmıyor maalesef. Dolayısıyla Türk hükümeti anti-demokratik uygulamalarda kendini rahat hissediyor. Bu sadece Hizmet Hareketiyle ilgili değil.. Kürtlerin belediye başkanı olduğu yaklaşık 30 belediyeye kayyım atandı. Zannediyorum 15 milletvekili gözaltına alındı, bazıları hapiste. İktidarı eleştiren her kesimle hükümetin baskıcı tutumları ve tavırları var. AB’nin ilkelerine sahip çıkmasını beklerdik. Ama şunun altını çizeyim; son tahlilde bu bizim işimizdir, Türklerin işidir, Türk milletinin işidir. Bütün suçu dış dünyada aramak sağlıklı bir tavır olmaz." diye konuştu.

"RUSYA-TÜRKİYE YAKINLAŞMASINI BATI NASIL GÖRÜNÜYOR?"

Gültaşlı bu soruyu ise şu şekilde cevapladı:

"Rusya ve Türkiye’nin yakınlaşması Batı’da kaygı uyandırıyor. Rusya ile Batı’nın ilişkisinde anlaşılmış parametreler var. Bu parametreler içerisinde Rusya’dan doğalgaz alıyorlar, Rusya’dan bir tehdit gelmeyeceğini umuyorlar. Ama Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, Kırım’ı ilhakı gibi meseleler Avrupa’da ve Batı dünyasında çok ciddi endişe üretti. Zaten bir takım müeyyideler uygulamaya başladılar Rusya’ya. Dolayısıyla Türkiye’nin Rusya ile yakınlaşması ihtiyatla ve biraz da endişeyle takip ediliyor. Türkiye’de Erdoğan’ın yaptıklarıyla Rusya’da Putin’in yaptıklarını mukayese ediyorlar, kendilerince benzerlikler görüyorlar. Rusya ve Türkiye’nin yakınlaşmasından çok memnun olmadıklarını ve ihtiyatla, endişeyle takip ettiklerini söyleyebiliriz."
Yorum yap
Günün Videosu
Haberler
  • Son Dakika
  • En Çok Okunan
  • Yorumlayanlar
Yayın Takvimi
«    May 2019    »
MonTueWedThuFriSatSun
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031